Blog Post

İngilizce Kulübü > Konuşma > 8. Sınıf İngilizce 4. Ünite: On the Phone Konu Anlatımı

8. Sınıf İngilizce 4. Ünite: On the Phone Konu Anlatımı

İletişim, hayatımızın tam merkezinde yer alan vazgeçilmez bir beceridir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte telefonlar, bu iletişimin en önemli araçlarından biri haline geldi. İşte bu yüzden İngilizce telefon görüşmeleri yapabilmek, hem günlük hayatta hem de gelecekteki kariyerinizde size büyük bir avantaj sağlayacaktır. 8. sınıf İngilizce dersinin 4. ünitesi olan “On the Phone”, tam da bu konuya odaklanarak size telefonda kendinizi rahatça ifade etmenin yollarını öğretiyor. Bu üniteyi öğrendiğinizde, bir arkadaşınızı aramaktan randevu oluşturmaya kadar pek çok farklı durumda İngilizce telefon görüşmesi yapabilecek donanıma sahip olacaksınız. Gelin, bu eğlenceli ve son derece faydalı ünitenin detaylarına birlikte göz atalım ve telefonun diğer ucunda kendimizden emin bir şekilde konuşmanın sırlarını keşfedelim.

8. Sınıf 4. Ünite Kelimeleri: Telefonun Dili

Her ünitede olduğu gibi, “On the Phone” ünitesinde de konuyu tam olarak kavrayabilmek için bazı anahtar kelimeleri bilmemiz gerekiyor. Bu kelimeler, telefon görüşmelerinde sıkça karşınıza çıkacak ve ne söylendiğini anlamanıza, aynı zamanda doğru ifadelerle cevap vermenize yardımcı olacaktır. Aşağıda ünitenin en önemli kelimelerini ve Türkçe anlamlarını bulabilirsiniz.

  • To dial: (Telefon numarasını) çevirmek, tuşlamak
  • To pick up the phone: Telefonu açmak, cevaplamak
  • To hang up the phone: Telefonu kapatmak
  • To hold on: Telefonda beklemek, hattan ayrılmamak
  • To put someone through: Birini telefonda başkasına bağlamak, aktarmak
  • To call back: Geri aramak
  • To leave a message: Mesaj bırakmak
  • To take a message: Mesaj almak
  • Contact: İletişim kurmak, irtibat
  • Available: Müsait, ulaşılabilir
  • Engaged / Busy: (Hat) Meşgul
  • Bad line: Hattın kötü olması, sesin net gelmemesi
  • Wrong number: Yanlış numara

Niyet Belirtme: “Will” ve “Be Going To” Farkı

Telefon görüşmelerinde sık sık gelecekle ilgili planlarımızdan veya o an aldığımız kararlardan bahsederiz. İngilizcede bu tür niyetleri belirtmek için “will” ve “be going to” yapılarını kullanırız. İkisi de gelecek zaman anlamı taşısa da aralarında önemli kullanım farkları vardır.

Gelecek Zaman: “Will” Kullanımı

Konuşma anında verilen ani kararları, sözleri, teklifleri ve tahminleri belirtirken “will” yapısını kullanırız. Bu kararlar önceden planlanmamıştır.

Örnekler:

  • A: The phone is ringing. (Telefon çalıyor.)
    B: Okay, I’ll get it. (Tamam, ben bakarım.)
  • Don’t worry, I’ll call you back later. (Endişelenme, seni daha sonra geri arayacağım.)
  • Will you hold on a minute, please? (Bir dakika bekler misiniz, lütfen?)

Planlanmış Gelecek: “Be Going To” Kullanımı

Önceden yapılmış planları, kesinleşmiş niyetleri ve bir kanıta dayalı güçlü tahminleri ifade etmek için “be going to” yapısı tercih edilir.

Örnekler:

  • I’m going to call my grandmother this evening. (Bu akşam büyükannemi arayacağım. – Bu, önceden düşünülmüş bir plandır.)
  • She isn’t available now. She‘s going to have a meeting. (O şu an müsait değil. Toplantıya girecek. – Toplantı planlanmış.)
  • Look at the time! We‘re going to be late for the appointment. (Saate bak! Randevuya geç kalacağız. – Geçerli bir duruma dayalı tahmin.)
Yapı Kullanım Alanı Örnek Cümle
Will Anlık kararlar, sözler, teklifler I’ll help you with your homework.
Be going to Önceden planlanmış eylemler, niyetler I’m going to visit my uncle next week.

Telefon Görüşmelerinin Olmazsa Olmaz Kalıpları

İngilizce bir telefon görüşmesini başarıyla tamamlamak için belirli kalıpları bilmek çok önemlidir. Bu kalıplar, görüşmenin her aşamasında size rehberlik edecektir.

Telefona Cevap Verme ve Kendini Tanıtma

Bir arama geldiğinde telefonu açarken veya aradığınızda kendinizi tanıtırken bu ifadeleri kullanabilirsiniz.

  • Hello? (Alo?)
  • This is [İsminiz] speaking. ([İsminiz] konuşuyor.)
  • Hello, this is [İsminiz]. (Merhaba, ben [İsminiz].)

Konuşmak İstediğiniz Kişiyi Sorma

Telefonda belirli bir kişiyle görüşmek istediğinizde kullanabileceğiniz kibar kalıplardır.

  • Can I speak to Mr. Brown, please? (Bay Brown ile konuşabilir miyim, lütfen?)
  • May I ask who is calling? (Kimin aradığını sorabilir miyim?)
  • Is Sarah in? / Is Sarah there? (Sarah orada mı?)

Hatta Bekletme ve Aktarma

Aradığınız kişi meşgulse veya onu hatta bağlamanız gerekiyorsa bu ifadeler hayat kurtarır.

  • Hold on a moment, please. (Bir saniye bekleyin, lütfen.)
  • Just a moment, please. (Bir saniye, lütfen.)
  • I’ll put you through. (Sizi bağlıyorum.)

Mesaj Bırakma ve Alma

Aradığınız kişi müsait değilse, mesaj bırakmayı teklif edebilir veya mesaj bırakmak isteyebilirsiniz.

  • I’m sorry, he is not available at the moment. (Üzgünüm, şu anda müsait değil.)
  • Would you like to leave a message? (Mesaj bırakmak ister misiniz?)
  • Could you ask him to call me back? (Ondan beni geri aramasını isteyebilir misiniz?)

Hattın Meşgul Olması veya Yanlış Numara

Bazen teknik sorunlar yaşanabilir. Bu gibi durumlar için de hazırlıklı olmak gerekir.

  • I’m afraid the line is engaged. (Korkarım hat meşgul.)
  • I can’t hear you very well. It’s a bad line. (Sizi pek iyi duyamıyorum. Hat kötü.)
  • I think you have the wrong number. (Sanırım yanlış numarayı aradınız.)

Görüşmeyi Sonlandırma

Konuşmanız bittiğinde, görüşmeyi kibarca sonlandırmak için bu ifadeleri kullanabilirsiniz.

  • Thanks for calling. (Aradığınız için teşekkürler.)
  • It was nice talking to you. (Sizinle konuşmak güzeldi.)
  • Bye for now. (Şimdilik hoşça kal.)

Örnek Telefon Diyalogları

Teorik bilgileri pratiğe dökmenin en iyi yolu, onları diyaloglar içinde görmektir. İşte size iki farklı senaryo için hazırlanmış örnek diyaloglar.

Diyalog 1: Arkadaşını Aramak

Aslı: Hello?

John: Hi Aslı, this is John. Is Ahmet there?

Aslı: Hi John. Hold on a moment, I’ll get him. Ahmet! John is on the phone for you!

Ahmet: Hi John, what’s up?

John: Hey Ahmet! Are you free this afternoon? I’m going to go to the cinema. Would you like to come?

Ahmet: That sounds great! I’ll be there.

John: Okay, see you then!

Ahmet: See you, bye!

Diyalog 2: Bilgi Almak

Receptionist: Good morning, Tech Solutions, how can I help you?

Customer: Hello, can I speak to the sales department, please?

Receptionist: Certainly. I’ll put you through. Please hold the line.

(Birkaç saniye sonra)

Sales Rep: Sales department, Mike speaking.

Customer: Hello Mike, my name is Jane. I’m calling to get some information about your new software.

Sales Rep: Of course, Jane. I’d be happy to help you with that.

Bu üniteyi çalışırken bol bol pratik yapmak çok önemlidir. Arkadaşlarınızla İngilizce telefon görüşmesi canlandırmaları yapabilir veya kelime kartları hazırlayarak yeni ifadeleri tekrar edebilirsiniz. Unutmayın, ne kadar çok pratik yaparsanız, İngilizce konuşma beceriniz o kadar akıcı hale gelir. Telefonun diğer ucunda kendinize olan güveniniz arttıkça, İngilizce öğrenmenin ne kadar keyifli olduğunu göreceksiniz. İngilizce’de “to dial” fiilinin kullanımı ve anlamı hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, bu faydalı kaynağa göz atabilirsiniz.

Soru: “Hold on” ile “hang up” arasındaki fark nedir?

Cevap: “Hold on”, telefonda birini bekletmek, hattan ayrılmamasını istemek anlamına gelir. “Hang up” ise telefon görüşmesini sonlandırmak, telefonu kapatmak demektir.

Soru: Birinin müsait olup olmadığını nasıl sorarım?

Cevap: “Is [isim] available?” ( [isim] müsait mi?) veya daha samimi bir ortamda “Is [isim] there?” ([isim] orada mı?) kalıplarını kullanabilirsiniz.

Soru: “I’ll put you through” ne anlama gelir?

Cevap: Bu ifade, arayan kişiyi konuşmak istediği kişiye veya departmana bağlayacağınız, yani aktaracağınız anlamına gelir. Türkçe’deki “Sizi bağlıyorum” ifadesinin karşılığıdır.

Soru: Aradığım kişinin meşgul olduğunu nasıl söylerim?

Cevap: “I’m sorry, the line is busy.” veya “I’m afraid the line is engaged.” cümlelerini kullanabilirsiniz. Her ikisi de “Üzgünüm, hat meşgul” anlamına gelir.

Soru: Telefonda birinden mesaj bırakmasını nasıl isterim?

Cevap: “Would you like to leave a message?” (Mesaj bırakmak ister misiniz?) veya “Can I take a message?” (Mesajınızı alabilir miyim?) diyerek kibarca mesaj bırakmak isteyip istemediğini sorabilirsiniz.

Soru: Yanlış numarayı aradığımı anladığımda ne demeliyim?

Cevap: “Oh, I’m sorry. I think I have the wrong number.” (Oh, üzgünüm. Sanırım yanlış numarayı aradım.) diyerek durumu açıklayabilir ve özür dileyebilirsiniz.

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir