İngilizce Kulübü - İngilizce Oyunlar - İngilizce Şarkılar - İngilizce Forum - İngilizce Dersler - İngilizce Videolar - İngilizce Çeviri - İngilizce Günlük Konuşmalar - İngilizce Linkler - İngilizce Hikaye - İngilizce Chat - İngilizce Kurs - İngilizce Test - İngilizce Romanlar - İngilizce Grammar - İngilizce Şarkı Sözleri - İngilizce Kelimeler - İngilizce Sözlük - İngilizce Test - İngilizce Tiyatro - İngilizce Klipler -İngilizce Ders Teknikleri - İngilizce Aktiviteler - İngilizce Pratik - İngilizce Alıştırmalar - İngilizce Fıkralar - İngilizce Sözler - İngilizce Deyimler - İngilizce Diyaloglar - İngilizce Masallar - İngilizce Şiirler - İngilizce Türkçe - İngilizce Türkçe Sözlük - İngilizce Nickler - İngilizce Sözler - İngilizce Harfler - İngilizce alfabe - İngilizce Haberler - İngilizce TV İzle - İngilizce Televizyon Kanalları
Anasayfa arrow Modals arrow will - would  
06 09 2010
ANAMENU
Anasayfa
Tüm Haberler
Hakkımızda
Linkler
Games and Fun
Kulüp Döküman İndir
İngilizce Nasıl Öğrenilir
İngilizce Yıllık Planlar
İngilizce Aktiviteler
İngilizce Çocuk Şarkıları
İngilizce Roman ve Hikaye
İngilizce Flash Hikayeler
İngilizce Ders Videoları
İngilizce Masallar
İngilizce Şiirler
İngilizce Dinleme
İngilizce CANLI TV İZLE
İngilizce Radyo Dinle
İngilizce Oyunlar
Günlük Hayatta İngilizce
Sing A Song
Müzik Dinle
Seviye Tespit Sınavı
Anında Çeviri
Bunları Biliyormuydunuz?


Dersler
Tenses in English
Modals
Grammar
will - would Yazdır E-Posta
WILL

      Gelecek zamanın (Simple Future Tense) yardımcı fiili olması yanında "modal" olarak da kullanılan "will" kibar bir şekilde soru sormak (polite question), bir yardım istemek veya işbirliği önermek (help or cooperation) için kullanılır, yerine göre isteklilik, vaad ifade eder. “Will you; would you, could you, ve can you” ile temelde aynı anlama sahiptir fakat can’in kullanımı diğerlerine göre daha az resmi (formal)’dir.

Bu konu ile ilgili aşağıdaki örnekleri inceleyelim.

1- For planned events (Planlanmış durumlar):

- They will come tomorrow.
- Yarın gelecekler.

- The wedding party will begin at nine o’clock.
- Düğün yarın dokuzda başlayacak.

2- Willingness (isteklilik) and promise (söz verme):

- I will write the letter soon.
- Mektubu hemen yazacağım. – (WILLINGNESS)

- I will do it as you want.
- Onu istediğin gibi yapacağım. – (PROMISE)

3- Polite invitation and offers (Kibarca davet veya öneri):

- Will you dance with me?
- Benimle dans eder misiniz?

- Will you have some more sugar?
- Biraz daha şeker alır mısınız?

4- Polite request and orders (Kibarca talep bildirme):

- Will you go out, please?
- Lütfen dışarı çıkar mısınız?

5- Orders insisting angrily (Israrlı ve kızgın bir şekilde emretme):

- Go out!
- Dışarı çık!

- Will you go out!
- Dışarı çıkar mısınız!

- Go out, will you!
- Dışarı çıkın, olur mu!

Örneklerde görüldüğü gibi ısrar belirten bir emir cümlesi “
WILL” ile yapılabilir. Bu tür emir cümleleri yazıldığında sonuna ünlem işareti ( ! ) konur.


WOULD

1- More polite requests and invitation (Çok kibar istek ya da davet bildirir):

- Would you please move aside?
- Lütfen kenara çekilir misiniz?

- Would you please open the door?
- Lütfen kapıyı açar mısınız?

- Would you like to eat a sandwich?
- Sandviç yemek ister misiniz?

- Would you like some coffee?
- Biraz kahve ister misiniz?

- I would like to eat banana.
- Muz yemek istiyorum.

2- Past habits or repeated actions in the past (Geçmişdeki alışkanlıklar ya da tekrarlanan eylemler):

- I would play with cats when I was a child.
- Çocukken kedilerle oynardım.

3- Unreality in conditional sentences (Şart cümlelerinde):

PRESENT:


- What would you do if you were Prime Minister?
- Başbakan olsanız ne yapardınız?

PAST:


- If he hadn’t been ill he would have come.
- Eğer hasta olmasaydı gelirdi.

4- Past refusals by using “wouldn’t”(Gemişde reddedilen eylemlerde)

- Ali didn’t go to the cinema because his father wouldn’t let him.
- Ali babası izin vermediği için sinemaya gitmedi.

5- Willingness or determination in reported speech (Dolaylı anlatımlarda):

- He said, ‘I will go to Ankara tomorrow’.
- O, yarın Ankara’ya gideceğim dedi.

- He said he would fly to Ankara the next day.
- Yarın uçakla Ankara’ya gideceğini söyledi.

6- Preference with would rather, would sooner, would prefer (tercih bildirme):

Would rather:


- I would rather die than yield to the enemy.
- Ölmeyi düşmana teslim olmaya tercih ederim.

Would sooner:

- I would sooner eat something sweet than sour.
- Tatlıyı ekşiye tercih ederim.

Would prefer:

- I would prefer to take the subway.
- Metroya binmeyi tercih ederim.


{mosgoogle center}